isim

04 Şubat 2009 by: serkan

Dibinde iki parmak bira kalmış bardağı ile göz göze geldi. Parmaklarının birinin ayak başparmağı olması düşüncesi biran için içini kaldırsada miktarın fazlalığı hafif bir tebessüm bırakmıştı yüzünde.

Bira buz gibi başladığı serüvenine şu an için ılımış olarak masada devam ediyordu. 45 dakikadır üstünde durduğu karton bardak altlığı bile bu süreye dayanamamış kenarlardan akan su nedeniyle katman katman açılmıştı.
İyi bir hesaplama yapması gerekiyordu; yeni birayı bitirme süresinin ,kalkılabilme ihtimaline oranı arasındaki ince çizgi kararını etkileyecekti. Siktir et dedi ve biraya dokunmadı. Gazı kaçmış biraya dudaklarını değdirmekle yetindi. 5 dakika daha kazanmıştı.

Karşısında oturan seyfullaha bakıyordu. Kendi kuşağından değişik ve az bulunur isimli arkadaş bulmakta üstüne yoktu. Babürün şehir dışına çıkmasıyla seyfullah ile daha sık görüşümeye başlamıştı. Celalettin, abdülmüttalip, himmet arkadaşlarından sadece bazılarıydı. 1988 doğumlu olup bu isme sahip olmalarının ayrıcalıklarından faydalanıyor, her sohbetde “benim isminim anlamlarından biri de….” cümlesi geçmezse içleri rahat etmiyordu. Anlamsız isimler kuşağında bir vaha gibi görüyorlardı kendilerini.

O’nun ise bu insanlarla birlikde bulunma sebebi tamamen farklıydı; avrupalı ismi sayesinde bu kıraç anadolu isimlerinin yanında avrupa’ya açılan bir pencere olarak görüyordu kendini. Bu eskimiş isimler arasında berke ismi bir güneş gibi parlıyordu.

Masada oturanlara baktı;farkettiği gerçekle sinir ve heyecandan terlemeye başlayan elleri ılık birasını daha hızlı ısıtmaya başladı. Selahattinin yanında oturan ve bu akşam tanıştığı kızın ismi kulaklarında çınlıyordu ümmügülsüm! Ümmügülsüm hemen muhlisenin yanında oturuyordu.
Bir tuzağın içindeydi, 1988 doğumlu avrupaya açılan pencere dede ve annane isimleriyle çevrili bu masada farklı,ezik,anlamsız olandı.

Hiçbirşey söylemeden hızlıca ayağa kalktı, kendine gelmek için birasının tek bir yudumda içti.
Avrupa kusuyordu; ılık bira ile marine edilmiş yeni harman izmariti masaya ayrı bir hava katmıştı.

Filed under: hikayeler
Etiketler:

Comments

2 Responses to “isim”
  1. sule diyor ki:

    Sosyokültürel ve epistimist düzlemde kitlelerin dekompresif bir eğilim içinde bulunması kaçınılmazdır. Ayrıca fatal kökenli yöneticilerin propaganda yapmadan da içinde bulunduğu kitleler içinde emperyalist hararet içinde kalmasının aksini düşünmek muhaldir…zira aynı duygularla yazmışsın kanımca…

  2. Sokak Trendi diyor ki:

    komik, güzel hikaye.

Trackbacks

Leave a Reply